13 Aralık 2016 Salı

Bilimin Günümüz Uygarlığındaki Konumu

bugün bilimsoL'da karşılaştığım bir makale iki konu içeriyor:


  1. genetiği değiştirilmiş organizmalar yaratmanın tek yolunun organizmaya geni "aşılamak" olmadığını; bunu yapabilen virüsleri bir şekilde ıslah edip bizim için istenilen genin istenilen canlıya yerleştirilmesinin mümkün olduğu
  2. "CRISPR" adı verilen bu pratiğin "patentinin kimde olacağı" konusunda iki gezegenin iki ucundaki insanların birbirleriyle bir rekabet içinde olduğu.

işin "genom ve etik" yönü ayrı tartışma konuları açabilir ancak benim burada açmak istediğim konu  bilimin "yerküre uygarlığı" içindeki konumu.

bir düşünün: insanlığın pek çok sıkıntıdan kurtuluşu olabilecek bir bilimsel çalışma yapıyorum. öyle ki yaptığım çalışma sayesinde belki 10 yıl içinde 1 milyon insanın hayatı kurtulacak ve bu sayı katlanarak artacak. peki ben bir yandan bu çalışmalar konusunda makaleler yayımlarken bir yandan ne yapıyorum? çalışmanın patentini alıyorum, benden başka kimse bundan ticari olarak faydalanamasın diye. milyonlarca insanı kurtarabilecekken sadece bana keyfi olarak belirlediğim bir parayı veremeyecek insanları -ekonomik olarak seçilmiş eliti- kurtarmayı tercih ediyorum. bir de hem zengin hem de kahraman oluyorum.

bu patent hikayesi öyle yeni bir hadise de değil: 20. yy başlarında çocuk felci hastalığının aşısını bulan Jonas Salk'a da sorulmuş "aşının patenti kime ait" diye. hoca da yapıştırmış cevabı: "patenti halka ait, patenti yok diyebilirim. güneşin patentini alabilir misiniz?"

bilim günümüzde öyle bir noktaya geldi ki, buluş yapabilmek için birilerinin bu buluşlara yatırım yapması gerekiyor. bu birileri de şirketler oluyor ve buluşları patentleyerek rakiplerinin bu buluşları kullanmalarını engelliyor. şirket belki kendi ticari varlığını ve hakkını koruyor ancak buluşlardan yararlanan insan sayısı bu buluşları finanse eden şirketin insafına kalıyor.

günümüz uygarlığında bilim, bir şirket çatısı altında olmadan ilerlemekte zorlanıyor ve şirketlerin de motivasyonu buluş yapmak ve insanlığa yardım etmek değil daha çok para kazanmak. bu yüzden ister istemez aklıma "bilim ilerliyor mu, ilerliyor. ama kimin için?" sorusu geliyor.